7 Eylül 2010 Salı

Ordusuz ülkeye kadın lider


Ordusu olmayan Kosta Rika'da ilk kez bir kadın, devlet başkanı seçildi.

SAN JOSE - Ordusu olmayan Orta Amerika ülkesi Kosta Rika'da yapılan devlet başkanı seçimlerinin galibi, Laura Chinchilla oldu. Chincilla Kosta Rika'nın ilk kadın devlet başkanı oldu.
Bölgesinin ekonomik ve siyasi olarak en istikrarlı ülkesi olarak gösterilen Kosta Rika'da devlet başkanlığı için, Laura Chinchilla ve Özgürlükçü Hareket Partisi adayı Otto Guevara yarıştı.
Nobel barış ödülü sahibi devlet başkanı Oscar Arias'ın yardımcılığını da yapmış olan Chinchilla'nın Nisan ayındaki ikinci tura gidilmemesi için, oyların en az yüzde 40'ını alması gerekiyordu.

Seçim öncesi anketlerde rakibinin yaklaşık 20 puan önünde olan Chinchilla, serbest pazar ekonomisini savunuyor. Özgürlükçü Hareket Partisinin kurucusu Guevara ise vergileri düşürmeyi, tekelleri ortadan kaldırmayı ve ülkede para birimi olarak ABD Dolarını kullanmayı vaat ediyordu.
50 yaşındaki muhafazakar aday Laura Chinchilla, Latin Amerika'nın da beşinci kadın devlet başkanı oldu.
Chinchilla oyların yüzde 49'unu alırken, en yakın rakibi olan Yurttaş Hareketi Partisi adayı Otton Solis yüzde 23'te kaldı.

Doktorlara kızdı doktor oldu



Zonguldak`ta, kimya bölümünden mezun olmasının ardından ilaç tanıtım elemanlığı (reprezant) yapan 31 yaşındaki Cem Alkan, bazı hekimlerin kendisini odalarının kapısında bekletmeleri ve farklı isteklerde bulunmalarına kızarak çalışıp kazandığı tıp fak
Zonguldak`ta, kimya bölümünden mezun olmasının ardından ilaç tanıtım elemanlığı (reprezant) yapan 31 yaşındaki Cem Alkan, bazı hekimlerin kendisini odalarının kapısında bekletmeleri ve farklı isteklerde bulunmalarına kızarak çalışıp kazandığı tıp fakültesini birincilikle bitirdi.
Alkan, Konya Selçuk Üniversitesi kimya bölümünden 1998`de mezun olmasının ardından yaklaşık bir yıl öğretmenlik yaptığını söyledi.
Daha sonra bir ilaç firmasında çalışmaya başladığını belirten Alkan, ilaç tanıtım elemanlığı görevi süresince bazı doktorların farklı isteklerinden bunaldığını anlattı.
Her meslek grubunda olabileceği gibi tıp alanında da etik dışı davranabilen insanlara rastlanabildiğini, bundan dolayı büyük üzüntü duyarak hekim olmaya karar verdiğini ifade eden Alkan, şöyle konuştu:
``Firmamızın ilacını reçeteye yazma karşılığında hisse isteyen, cep telefonu ve bilgisayar talep eden doktorlar oldu. İlaç tanıtım elemanlığım sırasında benden düdüklü tencere bile isteyen hekimlere rastladığımdan buna kızdım ve hırs yapıp doktor oldum. Üniversite mezunu bir genç olarak hekimlerle görüşmek için kapılarında saatlerce beklemek zoruma gidiyordu. Kararımı verdim ve istifa ettim``
Yeniden üniversite sınavına hazırlanarak doktor olmayı kendisine hedef seçtiğini belirten Alkan, 2002`de kazandığı Zonguldak Karaelmas Üniversitesi(ZKÜ) Tıp Fakültesinden, 24 öğrenci arasından birincilikle mezun olmayı başardı.
Alkan, ``Fakülteyi birincilikle bitirmekten dolayı da çok gururluyum. Şu anda, Tıpta Uzmanlık Sınavına hazırlanıyorum. Asla etik değerlerinden taviz vermeden görev yapacağım. Her hastayı kendi yakınım gibi görmek ana prensibim olacak`` diye konuştu.

Milli güreşçiye tecavüzden 22 yıl hapis


Milli güreşçi Recep Çakır, kaçırdığı genç kızın bekaretini bozduğu iddiasıyla 22 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildi.

Antalyalı milli güreşçi Recep Çakır, iki yıl önce 6 kişiyle birlikte kaçırdığı 23 yaşındaki G.C.'nin kızlığını parmakla bozduğu iddiasıyla 22 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildi. Son savunmasında Gamze Özçelik'e tecavüz nedeniyle Gökhan Demirkol'un yargılandığı davayı örnek gösteren Çakır, "Ben onlar gibi şantaj için değil, evlenmek için bu işi yaptım. Beni tahliye edin, size söz, bundan sonraki ilk duruşmaya evlilik cüzdanımı getireceğim" dedi fakat cezadan kurtulamadı.İYİ HAL İNDİRİMİ YAPILMADIAntalya 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün son kez hakim önüne çıkan Recep Çakır (24), mahkeme heyetine Türkiye'nin en iyi 3 güreşçisinden birisi olduğunu savunarak, "Evlilik için yaptığım bu olaydan sonra ismim ?tecavüzcü' olarak anılmaya başlandı. Türkiye Cumhuriyeti'nin pehlivanıyım. Tahliye olursam, Türk bayrağını ve Türkiye Cumhuriyeti'ni başarıyla temsil edeceğime söz veriyorum. 2 yıldır tutukluyum. Spor hayatım bitmek üzere. Geleceğim ve spor hayatım sizin elinizde" diye konuştu. Mahkeme Çakır'ı, ?cebir, tehdit, hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' ve 'nitelikli cinsel saldırı' suçlarından 22 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum etti. Çakır'a, duruşmalardaki sert tavırları ve pişman olmadığı yönündeki beyanları dikkate alınarak iyi hal indirimi uygulanmadı. Olay sırasında Recep Çakır'a yardım ettikleri iddiasıyla yargılanan tutuklu Osman Şefik Delioğlu 15 yıl 10 ay, tutuksuz sanıklar Ercan Demir, Emin Tokgöz, Atilla Zeybek ve Mehmet Hanedan ise 5'er yıl hapis cezasına mahkum edildi. Diğer tutuksuz sanık Erhan Üstündağ ise beraat etti. PARMAĞIYLA KIZLIĞINI BOZMUŞTUDava konusu olay 2 Haziran 2008'de Antalya'nın Korkuteli ilçesinde meydana gelmişti. Hindistan'da 2007 yılında yapılan Ordulararası Askeri Olimpiyatlar'da dünya üçüncüsü olan ve Kırkpınar'da başpehlivanlık için güreşen Recep Çakır, hiç tanımadığı ancak aşık olduğu G.C. adlı genç kızı, annesi S.C. ile çarşıya çıktığı sırada ormanlık alana kaçırmış ve iddialara göre ereksiyon olmayı başaramayınca parmağı ile bekaretini bozmuştu. Olay sırasında diğer sanıklar da Çakır'a yardım etmişti. Olayın ardından aralarında Çakır'ın da bulunduğu 5 kişi tutuklanmış ve toplam 7 kişi hakkında dava açılmıştı.

3 Eylül 2010 Cuma

Hillary Clinton’a pankartı verdi Youtube yasağını protesto ettirdi


Genç Siviller üyesi Ceren Kenar, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın özel davetlisi olarak internetin 35’inci yıldönümü etkinlikleri kapsamında Washington’da düzenlenen İnternet Özgürlüğü toplantısına katıldı.
Kenar, Clinton’la birlikte, üzerinde ingilizce “Youtube yasağını kaldırın! Bırakın Türkiye Kendini Yayınlasın” yazılı dövizle poz vererek Türkiye’deki Youtube yasağını protesto etti.10 kuruluş katıldıHillary Clinton, yaklaşık bir ay önce ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu aracılığı ile Washington’da düzenlenecek İnternet Özgürlüğü toplantısına katılması için Genç Siviller’i davet etti. İnterneti iyi kullanan ve internette örgütlenen dünyadan 10 sivil toplum kuruluşunun katıldığı Washington’daki Newseum’da düzenlenen toplantıda Genç Siviller’i ODTÜ Siyaset Bilimi Mezunu olan ve Boğaziçi Üniversitesi’nde Sosyoloji Masterı yapan 25 yaşındaki Ceren Kenar temsil etti. Dünyadaki internet yasaklarının konuşulduğu toplantının gündeminde Türkiye’de Youtube’a erişimin engellenmesi konusu olmadığı için bu konuyu gündeme getirmek isteyen Genç Siviller, Hillary Clinton’a hediye edilmek üzere ABD’ye üzerinde “Notube for Turkey since 2007” yazılı tişört gönderdi.Clinton’ın tişörtü giymeyebileceğini düşünen Genç Siviller bir de üzerinde İngilizce “Youtube’un yasağını kaldırın! Bırakın Türkiye Kendini Yayınlasın” yazılı döviz hazırladı. Clinton, önceki gün Ceren Kenar’ın hediye ettiği tişörtü teşekkür ederek aldı, fakat giymedi. Bunun üzerine Ceren Kenar yanındaki dövizi göstererek Clinton’la birlikte poz verdi.

'Van Gölü canavarı uzaylı'


VAN'da inşaat Mühendisliği yapan aynı zamanda 10 yıldır Uzay bilimleri adına profesyonel olarak çalışan 27 yaşındaki Semra Cezlan, Türkiye'de ufo araştırması yapan 2 kadından biri. Cezlan, varlığıyla yokluğu tartışma konusu olan Van Gölü canavarının aslında uzaylılar olabileceğini iddia etti. Van'da tüm enerji kaynaklarını güneşten alacak bir ufo müzesi kurmayı da düşünen Cezlan, yakında Van Gölü kıyısına kamp kurup, gözlem yapacak. Cezlan "Sadece ben değil, dünyanın birçok yerinden Van Gölü'nde uzaylıların üssü olduğunu söyleyen insanlar var. Çok sayıda kişi, Van Gölü içinde çeşitli cisimler gördü. Van'da gözlem yapanlar bizi arıyorlar. Ailesiyle piknik yaparken gölde cisim görenler, akşamın bir vakti farklı bir cisim görüp, polisi çağıranlar oldu. Buda bu iddiayı doğruluyor" diye konuştu.UZAYLILARI GÖRENLER TRAVMA YAŞIYOR Merkezi İstanbul'da bulunan Orion Ufo Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi kurucularından Vanlı evli bir çocuk annesi İnşaat Mühendisi Semra Cezlan, çok konuşulacak bir iddia ortaya attı. Yıllırdır gizemini koruyan Van Gölü canavarının aslında bir uzaylı olabileceğini ileri süren Cezlan, bu iddiasını ise gözlem yapan ve canavar gördüğünü iddia eden insanlara dayandırıyor. Cezlan, yaklaşık bin üyesi bulunan Orion Uzay Bilimleri merkezini hem yurt içinden hemde yurt dışından birçok kişinin arayıp kendilerinden yardım istediğini, görüntü ve fotoğrafları paylaştığını söyledi. Semra Cezlan, kendisininde küçük yaşlardan itibaren ufo gözlemi yaptığını ardındanda merakla bu işi araştırdığını söyledi. Yaklaşık 10 yıldır profesyonel olarak uzay bilimleri adına çalışan Cezlan, uzaylılar tarafından kaçırılan insanların da olduğunu ve bu insanların travma yaşadığına dikkat çekti. Cezlan, "Biz birebir insanların derdini dinliyoruz. Neler yaşadıklarını öğreniyoruz. Çünkü travma yaşayan insanlarımız var. Ufo bir anda insanın karşısına çıkıyor. Bu insanlara yardım etmeye çalışıyorum. Bu insanları onlarla aynı şeyleri paylaşmış insanlarla görüştürüyorum. Aynı deneyimleri yaşayan insanlarla görüştükleri zaman onlarda da bir rahatlama oluyor. Çünkü bu insanlar gördükleri zaman acaba ben delirdim mi? Veya neden ben gördüm diye bunalımlara giriyorlar. Bunun böyle olmadığını söylüyorum. Kendileri gibi yüzlerce insan olduğunu söylüyorum. Daha sonra başlarına ne gelebileceğini anlatıyorum ki olabileceklerde travma yaşamasınlar" diye konuştu.UZAYLILAR VAN GÖLÜ'NE ÜS KURDU Yıllardır adından söz ettiren fakat yapılan tüm araştırmalara rağmen izine bir türlü rastlanmayan Van Gölü Canavarı ile ilgili de yeni iddialar ortaya atan Cezlan, uzaylıların Van Gölü'nde bir üs kurduğunu iddia etti. Cezlan, "Uçan cisimlere ufo, yüzen cisimlere de uso diyoruz. Aslında aynı varlıklar aynı uzay gemileri ve aynı yerden geliyorlar. Havada yaşayıp suda üsler kurabiliyorlar. Sadece ben değil dünyanın birçok yerinden Van Gölü'nde uzaylıların üssü olduğunu söyleyen iddia eden insanlar var. Van Gölü çevresinde farklı cisimler gören insanların sayısı arttı. Van'da gözlem yapanlar arıyorlar, ailesiyle piknik yaparken görenler, akşamın bir vakti farklı bir cisim görüp polisi çağıranlar oldu. Van Gölü Canavarını tarif eden insanlar sadece sırtını tarif ediyorlar. Ve suya giriş şeklini. Bizim gözlemlerimize göre ufoların araçlarıda bu tarif edilen gibi suya dalıyor. Buda bizim iddiamızı doğrular nitelikte" dedi.VAN'DA UFO MÜZESİ İddialar üzerine Van'da göl kenarına kamp kurup araştırmalar yapacağını belirten Cezlan, "Van'da yakın zamanda kamp kurup gözlem yapacağız. Van'da da uzaylılar ile ilgili hikayesi olanlar var. Bu insanları da alıp gece gündüz demeden gözlem yapacağız. Bunu sadece Van'da değil Bursa, Zonguldak-Ereğli'de yapacağız. Biliyorsunuz Bursa Türkiye'de ufoların en çok görüldüğü yerlerden biri. Ayrıca Van'da ufo müzesi kurmayı düşünüyoruz. Ufo müzesi Türkiye'nin 3-4 ilinde var. Bunlar bizim derneğimize ait ufo müzeleri değil. Biz dernek olarak ilk olarak Van'da böyle bir müze açmayı istiyoruz. Şuanda proje aşamasında. Bu müze tüm enerji kaynaklarını güneşten alacak. Buda dünyada ilk olacak" dedi.

2 Eylül 2010 Perşembe

İ. Melih Gökçek'ten "EVET"'li İftar Yemekleri...


Melih Gökçek, bu akşam dağıtacağı yemek paketlerinin üstüne damga bastırdı. ÖZELAnkara'nın AKP'li Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, bu akşam yapacağı "iftarlı rekor denemesi''ni de siyasete alet etti. Gökçek, dağıtacağı yemek paketlerinin üstüne EVET afişi yapıştırdı.

www.gercekgundem.com 'un edindiği bilgiye göre, bu akşam Ankara Hipodrom'da 50 bin kişiye "iftar vererek rekor kırma denemesi" yapacak olan AKP'li Gökçek, 5 değişik fabrikayla anlaştı. Her yemek fabrikasına 10 bin kişilik yemek siparişi veren Gökçek, kutuların üzerlerine ise EVET yazılı afişler yapıştırılması talimatını verdi.

Saat 14.00 sıralarında yapımı biten yemekler 14.30'da kutulara dolduruldu ve servise hazır hale getirildi. Yaklaşık 10 bin kutuya doldurulan yemekler, bu akşam Hipodrom'da dağıtılacak. Yemeklerin ısıtılıp ısıtılmayacağı ise merak konusu oldu.

Bu arada, yemek kutularının üstüne EVET afişi yaptırtan Gökçek'in menüyü de kendisinin seçtiği öğrenildi. Gökçek, yemek kutularının içine et kavurma, pilav, salata, baklava ve iftariyelik koydurdu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılması beklenen yemekte 50 bin kişinin hazır olması bekleniyor. Gökçek, 50 bin kişiye iftar verdirterek rekor kırmaya çalışıyor. Melih Gökçek, bu akşam dağıtacağı yemek paketlerinin üstüne damga bastırdı.

Ankara'nın AKP'li Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, bu akşam yapacağı "iftarlı rekor denemesi''ni de siyasete alet etti. Gökçek, dağıtacağı yemek paketlerinin üstüne EVET afişi yapıştırdı.www.gercekgundem.com 'un edindiği bilgiye göre, bu akşam Ankara Hipodrom'da 50 bin kişiye "iftar vererek rekor kırma denemesi" yapacak olan AKP'li Gökçek, 5 değişik fabrikayla anlaştı. Her yemek fabrikasına 10 bin kişilik yemek siparişi veren Gökçek, kutuların üzerlerine ise EVET yazılı afişler yapıştırılması talimatını verdi.Saat 14.00 sıralarında yapımı biten yemekler 14.30'da kutulara dolduruldu ve servise hazır hale getirildi. Yaklaşık 10 bin kutuya doldurulan yemekler, bu akşam Hipodrom'da dağıtılacak. Yemeklerin ısıtılıp ısıtılmayacağı ise merak konusu oldu.Bu arada, yemek kutularının üstüne EVET afişi yaptırtan Gökçek'in menüyü de kendisinin seçtiği öğrenildi. Gökçek, yemek kutularının içine et kavurma, pilav, salata, baklava ve iftariyelik koydurdu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılması beklenen yemekte 50 bin kişinin hazır olması bekleniyor. Gökçek, 50 bin kişiye iftar verdirterek rekor kırmaya çalışıyor.

Yemek paketlerinin tamamının üzerinde EVET yazıyor.

Hawking : Fizik Tanrı'yı gereksiz kıldı

İngiliz fizikçi Stephen Hawking, “Modern fizik evrenin oluşumunda Tanrı'ya yer bırakmamıştır” dedi. Hawking'e göre, “Yerçekimi gibi bir kuvvet olduğu için evren kendi kendini hiçten yaratabilir ve yaratacaktır.” Kara delik araştırmaları ile ünlü fizikçinin yeni kitabı 'Büyük Tasarım'.

LONDRA- İngiltere’nin en tanınmış bilim insanı Stephen Hawking, “Nasıl ki Darwinizm biyolojideki yaratıcı ihtiyacını sona erdirdi, yeni fizik teorileri de evrenin oluşumu konusunda yaratıcının rolünü gereksiz kılmıştır” dedi.

GERÇEĞİN DOĞASINI AÇIKLIYOR

İngiliz Times gazetesinin eki Eureka dergisi, tekerlekli sandalyeye bağlı yaşayan 68 yaşındaki felçli Cambridge Üniversitesi fizik profesörünün yayınlanmak üzere olan son kitabından alıntılar yaptı. Buna göre, iki yıl gecikmeli çıkan 'Büyük Tasarım' adlı kitapta kara delikler konusunda yaptığı araştırmalarla tanınan Hawking, “Evrenin bir yaratıcıya ihtiyacı var mı?” sorusuna “Yerçekimi gibi bir kuvvet olduğu için evren kendi kendini hiçten yaratabilir ve yaratacaktır” yanıtını veriyor.
Kitabında tanıtımında da şu ifadelere yer veriliyor:
Yaşamının son 30 yılında Albert Einstein birleşik bir teori -doğadaki tüm kuvvetleri tek bir çerçevede tanımlayacak bir bir teori- için çalıştı. Fakat Einstein'ın zamanı böyle bir buluş için doğru zaman değildi. Profesör Stephen Hawking için de, 1988'de, içinde yaşadığımız evreni açıklamak amacıyla bizi klasik fizik, Einstein'ın rölativite teorisi, kuantum fiziği ve sicim teorisi arasında yolculuğa çıkartan 'Zamanın Kısa Tarihi’ni yazarken de doğru zaman değildi. O da Einstein gibi bilimin kısa bir zamanda uzun süredir peşinde olduğu 'Herşeyin Teorisi'ne ulaşabileceği sonuca varmıştı.
Profesör Hawking ve ünlü bilim yazarı Leonard Mlodinow, bu çığır açan yeni çalışmada, orijinal ve tartışma yaratacak bir teori ortaya çıkarmak için Hawking'in 40 yıllık araştırmalarına ve alışık olunmayan güncel bir dizi astronomik gözlemlere, teorik atılımlara dayanıyorlar. Onlar ikna edici bir şekilde tek ve yeni bir model formüle etme bilimsel saplantısının yersiz olabileceğini, var olan teorilerin sentezlenmesi ile evrenin en derin gizemlerini tüm yönleri ile anlamamazı sağlayacak anahtarı bulabileceğimizi savunuyorlar. Ünlü olduğu üzre canlı ve berrak bir dille yazılan 'Büyük Tasarım', Hawking'in bilimsel teorinin bu değişik sac ayaklarını kaynaştırma arayışlarının toplamı. Kitap, dün ve gelecek arasında farklılıkları araştırıyor, gerçeğin doğasını açıklıyor ve önemli önemli soruyu soruyor: Bilme ve anlama arayışında ne kadar ileri gidebiliriz?”

AYNI ZAMANDA BİR ÖZELEŞTİRİ

Hawking’in Isaac Newton’ın teorisinin yapı sökümünü hedefleyen bu kitabı daha önceki çalışmalarındaki dinle ilgili görüşlerinden çok farklı. Hawking 'Zamanın Kısa Tarihi’nde Tanrı’nın bilimin evrene yaklaşımıyla uyumsuz bir fikir olmadığını yazmıştı. 1988 tarihli çoksatan kitabında Hawking, “Eğer tam bir teori kurabilirsek bu insan mantığının zaferi olur, böylece Tanrı’nın aklını da anlayabiliriz” demişti.
Hawking’in kitabı The Grand Design, İngiltere’de 9 Eylül’de raflarla buluşacak. Kitabın çıkışından bir hafta sonra Papa İngiltere’ye gidecek.