24 Temmuz 2010 Cumartesi

Kadınlar zenginleşiyor


Şirketler kadınları dikkate alsalar, iyi ederler.
Rana Foroohar
2010-06-20

Yeni "Sex and the City" filmini gören herkes (ki filmi tavsiye ediyor değilim) kadın karakterlerin aksesuarlarında ilk bakışta göze çarpmayan değişimi fark etmiştir. Hayır, Manolo ayakkabılardan Louboutin stiletto'larına geçişi kastetmiyorum. Carrie ve arkadaşları, Mac bilgisayarlarını da Hewlett-Packard'ın ürettiği Vivienne Tam tasarımı "dijital el çantası" dizüstü bilgisayarlarla değiştirmişler. Bilgisayarlar göz kamaştırıcı; zarif, piyanoyu andıran klavyeleriyle güzel makyaj kutularına benziyorlar. HP açısından en önemlisi ve bu bilgisayarların ekstrası, çok arzulanan bir moda ürünü olması. Fiyatları, muadil ürünlerin yaklaşık iki katı; 599 dolardan başlıyor, bu da daha yüksek kâr marjı anlamına geliyor. Ve rekabetin kızıştığı bu ortamda kadınlara hitap ederek para kazanılacağını fark eden yegane firma HP değil. Finansal krizden önce dahi, kadınların harcama gücü hem zengin hem de fakir ülkelerde artıyordu. Ekonomik darboğaz bu trendi özellikle de ABD'de hızlandırdı. Daha çok sayıda (finansal hizmetler ve üretim gibi en büyük darbeyi alan alanlarda çalışan) Amerikalı erkek işini kaybederken kadınlar daha çok sayıda iş kurdu. Erkeklerle kadınlar arasındaki maaş farkı azalmaya devam etti. ABD'de çift gelirli hanelerin yüzde 35'inde kadınlar kocalarından daha fazla para kazanıyor. Beş yıl önce bu oran yüzde 28'di. Trendin devam edeceği varsayılırsa 2024'te ortalama bir kadın ortalama bir erkekten daha çok para kazanıyor olacak. Şaşırtıcı olan, birçok şirketin bunu fark edememesi. Yeme içme, paketlenmiş mal ve giyim kuşam gibi kadınlara aşikâr biçimde en çok hitap eden sektörler, çekirdek müşterilerine hizmet etmekte başarılı. (Birkaç yıl önce kadın bedeninin her halini takdir eden Dove reklamlarını hatırladınız mı? Sabun satışlarını yüzde 600 arttırmışlardı.) Ancak aralarında otomobil, seyahat, sağlık hizmetleri ve tüketici elektroniğinin de bulunduğu pek çok endüstride, satın alma kararlarını veren kişi konumunda olsalar bile, hâlâ ürün geliştirme ve pazarlama süreçlerinde kadınlar ihmal ediliyor. Kadınların ekonomik gücünü anlatan Influence kitabının yazarı, nüfus istatistikleri araştırmacısı Maddy Dychtwald, "En tepedeki firmalardaki bu kararları verenlerin büyük çoğunluğu hâlâ yaşlı erkekler," diyor. Teknolojide Apple'ın ulaştığı başarı bazı değişiklikleri zorunlu hale getirebilir. Boston Consulting Group'un ortaklarından Michael J. Silver-stein, "Teknoloji arenasında para kazanan yegane şirketin Apple olması tesadüf değil," diyor. "Güzel şeyler üretiyorlar ve güzel şeyleri çok daha pahalıya satabilirsiniz." BCG'ye göre Apple, kadınların bütün ürün kategorilerinde en çok tercih ettiği marka. Dijital el çantası atılımından önce HP pek az sayıda kadın ürün tasarımcısı çalıştırıyordu. Şimdi sayıları eşit ve şirket kadınlara yönelik ürünlerindeki daha iyi cilalanmış, duyumsal açıdan daha çekici bileşenler ve daha iyi ışıklandırma gibi ana özelliklerini bütün ürünlerine uyguluyor. Nintendo, form tutma hedefine odaklanmış Wii oyunlarını kadınlara satmakla zekice bir iş yapıyor. Best Buy, Apple usulü, kadın müşterilerin beğenisini kazanmak için sistemine bir konsiyerj hizmeti eklemiş. Finansal hizmetler endüstrisi bunları bir kenara not etse iyi olur. Bu endüstri, Silverstein'a göre kadınların ihtiyaçlarına cevap vermeyen bir numaralı alan. Kadınların yüzde 70'inden fazlası, emekliliklerinde kullanacakları tasarruf hesaplarına sahipler, ev satın alanlar arasında da evli çiftlerin hemen ardından ikinci en büyük grubu oluşturuyorlar. Para ve yatırım alanlarında oldukça farklı düşünmelerine karşın, yine de bireysel bankacılık hizmeti veren kurumların neredeyse hiçbiri özel olarak kadınlara yönelik pazarlama yapmıyor. (Risk alma konusunda kadınlar erkeklere oranla çok daha isteksizler ve ev satın almak, emeklilik planı yapmak ve hisse seneti seçmek gibi finansal kararları ayrı ayrı vermek yerine birlikte almak istiyorlar.) İngiltere'de finansal hizmetler alanındaki en önemli oyunculardan biri de, kadınların yiyecek alışverişlerinde güvendikleri, daha sonra tasarruf hesapları ve araba sigortalarını da emanet ettikleri market zinciri Tesco. Karar verme sürecine katılmadıklarını hissettikleri için kocaları öldükten sonra çalıştıkları bankaları değiştiren kadınların oranının yüzde 70 olduğunu öğrendikten sonra Citibank, ABD'de Women & Co isimli bir birim açtı. Bu birim kadınların yaşam döngüsüne (çocuklar için zaman yaratmak durumunda olmak, erkeklerden daha uzun yaşamak gibi) uyan stratejiler belirliyor. Web sitesi ortalama bir komisyoncununkinden daha erişilebilir bir görünüşe ve hisse sahip. Zekice bir hamle: Gelecek on yıl içinde kadınlar dünyada kazanılan gelirin çoğunluğunu kontrol ediyor ve 800 dolarlık altın topuklu ayakkabılardan çok daha fazlasını alıyor olacaklar.

17 Temmuz 2010 Cumartesi

timsah avcısı öldü






‘Timsah avcısı’ Steve Irwin öldü
“Belgesel seyircilerinin” yakından tanıdığı dünyaca ünlü “timsah avcısı” Steve Irwin, dalış seferi sırasında bir vatoz tarafından göğsüne ölümcül darbe alıp yaşamını yitirdi.



BRİSBANE - Hayatını vahşi doğaya adayan Avustralyalı “timsah avcısı” Steve Irwin, denizaltında çekim yaparken talihsiz bir kazaya kurban gitti. 44 yaşındaki Irwin, son kez kamera karşısına geçtiğinden habersiz, Büyük Mercan Kayalıklarında sualtı belgeseli çekiyordu. Birkaç yüz voltla çarpabilen ve hatta öldürebilen vatoz balığına çarpan Irwin kalbine ölümcül darbeyi aldı.


Irwin, vahşi yaşama olan ilgisi ve Avustralya’da ilk kez 1992 yılında yayımlanan “Timsah Avcısı” adlı programıyla tanınıyordu. Irwin’in programı Discovery Channel’da da yayımlanmıştı.


Avustralya hayvanat bahçesini turistlerin ilgi odağı haline getiren Steve Irwin’in kamuoyundaki imajı 2004 yılında sarsılmıştı. Irwin, hayvanat bahçesinde büyük bir timsahı beslerken bir kolunda oğlunu tutması nedeniyle tepki toplamıştı. Oğlunu tehlikeye sokmadığını belirten Irwin, güvenlik kurallarını ihlal etmekle suçlanmaktan kurtulmuştu. Irwin daha sonra Antarktika’da belgesel çekerken penguenlere, bir ayıbalığına ve kambur balinalara çok yaklaşmakla suçlanmıştı. Yine yanlış bir şey yaptığını inkar eden Irwin hakkında soruşturma açılmamasına karar verilmişti.ABD’li Terri Irwin ile evli olan Steve Irwin’in 8 yaşında bir kızı ve Aralık ayında 3 yaşına girecek olan bir oğlu bulunuyor.

13 Temmuz 2010 Salı

Kocamı nasıl terbiye ettim?


NEW YORK - Mutfakta bulaşık yıkarken, kocam sinirli bir şekilde yaklaştı ve "Anahtarlarımı gördün mü?" diye hırladı. Sonra yüksek sesle iç çekip, köpeğimiz Dixie'yi de yanına alarak odadan çıktı. Eskiden olsaydı musluğu kapatıp, kocamla anahtar avına çıkar, bir yandan da ona "Merak etme, bulacağız" gibi teselli sözleri söylerdim. Ne var ki, bir süre sonra anahtarların kaybolması gibi basit bir mesele, başrollerinde bizim oynadığımız öfke dolu bir drama dönüşürdü. Şimdi ise dikkatimi elimdeki bulaşıklara veriyorum. Arkamı dönmüyorum. Tek kelime etmiyorum. Bir yunus bakıcısından öğrendiğim tekniği deniyorum. Kocamı seviyorum. Ama o gayet unutkan, çoğunlukla bir yerlere geç kalan ve değişken yapıya sahip biri. Ben mutfakta bir şeyler yaparken o çevremde dolanır ve New Yorker'daki makaleyi okuyup okumadığımı sorar. Arkasında mütemadiyen çöpler bırakır. Önemli bir şey söylediğimde geçici sağırlığı tutar da ne zaman kendi kendime homurdansam beni duymayı başarır, "Ne dedin sen?" diye bağırır. Bunlar, ayrılığı ya da boşanmayı gerektirecek kadar önemli olmayan, ufak tefek sinir bozucu unsurlar. Ama hepsi bir araya geldiğinde, Scott'a olan aşkımı matlaştırıyor. Bu yüzden onu biraz dürtmeye ihtiyacım vardı. Evliliğimizin köşelerini biraz yumuşatmak için bir danışmana gittik. Danışman sürekli ne kadar iyi iletişim kurduğumuz konusunda bize iltifatlar yağdırdı. Sanırım haklıydı. Birlikteliğimiz birçok başka çiftinkinden daha iyiydi. Kocamı eleştirmekten vazgeçip olduğu gibi kabul etmeye çalıştım.
'Koca'ya yaklaştırma tekniği Sonra olağanüstü bir şey oldu. Egzotik hayvan terbiyecileri üzerine yazmakta olduğum bir kitap için birçok hayvan terbiyecisiyle görüştüm. Aralarında sırtlanlara parmak üzerinde dönmeyi, pumalara tırnaklarının kesilmesi için pençelerini uzatmayı ve babunlara kaykay yapmayı öğretenler vardı. Sonunda bu tekniklerin, inatçı ama sevimli bir başka tür üzerinde de işe yarayabileceğini gördüm: Kocam... Egzotik hayvan terbiyecilerinden öğrendiğim temel şey şuydu: Beğendiğim davranışı ödüllendirmeli, beğenmediğim davranışı görmezden gelmeliydim. Sürekli eleştirerek bir denizaslanına burnunda top çevirmeyi öğretemezdiniz, bu 'koca'da da geçerliydi. Eve döndüğümde, Scott'a sepete attığı bir kirli gömlek için teşekkür etmeye başladım. Eğer iki tanesini atarsa onu öptüm. Yerdeki çamaşırın üzerinden yürüyüp geçtim ve tek kelime söylemedim. Öte yandan, benim takdirimi aldıkça yerdeki yığınlar azaldı. 'Yaklaştırmalar' denilen tekniği kullanıyordum. Bu, yeni bir davranışı öğretirken küçük adımları ödüllendirmek anlamına geliyor. San Diego, Sea World'de bir yunus terbiyecisi beni 'en az tepki sendromu' (LRS) ile tanıştırdı. Bir yunus yanlış bir şey yaptığında eğitimci ona hiçbir şekilde cevap vermiyordu. Birkaç saniye öylece durup yunusa bakmamaya dikkat ediyordu. Sonra çalışmaya dönüyordu. Buradaki düşünceye göre, herhangi bir tepki, olumlu ya da olumsuz bir davranışı alevlendirir. Eğer bir davranış hiç tepki almazsa ölür gider.
O da bana LRS uyguluyor Eğitim teknikleri çok iyi iş gördüğünde, ne yaptığımı ona söylememeye dayanamadım. Kendisini hakarete uğramış hissetmedi. Büyülendi. Teknikleri ve terminolojiyi hemen kaptı. Geçen güz, orta yaşlarımda diş telleri takmam gerektiğini öğrendim. Hem gülünç, hem acı vericiydiler. Sık sık ve yüksek sesle şikâyet ediyordum. Scott, alışacağımı söyleyerek teselli etmeye çalıştı. Bir sabah, ne kadar rahatsız olduğuma dair tirada başlamışken Scott, hiç tepki vermeden bana baktı. Bir süre sonra neler olduğunu fark ettim, "Sen bana LRS uyguluyorsun değil mi? Kabul et!" dedim. Sonunda gülümsedi ama LRS işe yaramıştı bile. O da beni eğitmeye başlamıştı.

Başı açık kadına tecavüz edip öldürdüler


Başı açık kadına tecavüz edip öldürdülerİran'da Besiç militanları, otomobille giderken durdurdukları 26 yaşındaki başı açık kadını önce tutukladı, sonra tecavüz ederek öldürdü.İran'da kılık kıyafet kurallarına uymayan gencecik bir kadın ülkenin en tehlikeli güvenlik birimi olan Besiç militanları taarfıdan tecavüz edilerek öldürdü. Tebriz kentinde yaşanan olayda 26 yaşındaki Elnaz Babazade, otomobiliyle seyahat ediyordu. Besiç militanları tarafından kılık kıyafet kurallarına uymadığı için tutuklandı. Beziç militanlarının emirlerine karşı çıkan kadın kafasına silah dayanarak zorla aracından çıkartıldı. İki besiç üyesi kadına oracıkta tecavüz etti ve danha sonra da öldürerek yakınlarda bulunan bir mezarlığa attı. HRANA isimli birim şimdi bu cinayeti araştırıyor. Besiç militanları reformcuların sembolü olan Nida'yı da öldürmüşlerdi.

Türkeşlerde miras kavgası


Alparslan Türkeş’in milyonluk serveti çocuklarını birbirine düşürdü.Alparslan Türkeş'in çocukları arasında paylaşılamayan milyonluk mirasın peşine şimdi de Hazine düştü.MHP'nin eski lideri Alparslan Türkeş'in mirasçıları arasındaki kavga nedeniyle 13 yıldır paylaşılamayan milyonlarca liralık servetinin peşine şimdi de Hazine düştü. Ölümünün ardından İngiltere'de trilyonluk hesapları çıkan Türkeş'in adına kayıtlı araziler, evler, yazlıklar ve altınların paylaşımına ilişkin dosya karar için Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderildi.HAZİNE YAKIN TAKİPTE Türkeş'in Nisan 1997'de ölümünün hemen ardından eşi Seval Türkeş, mal varlığı tartışması için mirasçılara, "Masada anlaşalım, Türkeş'in şerefine yakışır şekilde çözelim" çağrısı yaptı. Ancak, bu çağrı yanıtsız kaldı. Türkeş'in ikinci eşi Seval Türkeş'ten iki ve ilk eşinden beş olmak üzere toplam yedi çocuğu bulunuyor. Seval Türkeş'in çocukları Ayyüce ile Ahmet Kutalmış Türkeş ile ilk evliliğinden olan Umay, Günay, Ayzıt Türkeş, Tuğrul Türkeş ve kardeşleri babalarının ölümünden sonra mal varlığı için dava açtı. 1997 esaslı dosya, karar için geçen hafta Ankara 3. Sulh Mahkemesi'ne sunuldu. Hazine de veraset vergisini alabilmek için davanın bir an önce sonuçlandırılması için mahkemeye başvurdu. Seval Türkeş'in avukatları, ilk eşten olan çocukların aleyhine ayrı ayrı alacak davası açarak, banka hesapları, gayrimenkulleri, üzerlerine kayıtlı araçları, kooperatif ve ticaret odalarına kayıtlı şirketlerdeki hisselerine "ihtiyati tedbir" konulmasını istedi. Türkeş'in Deutsche Bank'ın Londra şubesinde bulunan hesabından kızları Umay Güney ve Ayzıt Türkeş'in 242 bin sterlin çektiği iddia edilmişti.MİLYONLUK SERVETİstanbul Yakacık'ta 300 m2 arsa, 360 m2 ev, İzmir Özdere'de 450 m2 arsa, Oran'da ev, Fethiye Anadolu Yapı Kooperatifi'nde bir adet hisse, Ankara'da eşine ait daire, bir adet 1984 mercedes, 1982 Audi otomobil, 25 adet bilezik, 60 cumhuriyet altını, çeşitli bankalarda 142 milyon mevduat, Bandırma'da 400 m2 arsa, Ankara Altındağ'da 613 m2 arsa İzmir Konak'ta daire...

8 Temmuz 2010 Perşembe

nazım hikmet resmen türk vatandaşı



1951’de vatandaşlıktan çıkartılan Nazım Hikmet resmen Türk vatandaşı oldu
ANKARA - 1951 yılında bakanlar kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarılan dünyaca ünlü şair Nazım Hikmet, 58 yıl aradan sonra yine bir Bakanlar Kurulu kararıyla resmen Türk vatandaşı oldu. Bakanlar Kurulunun 5 Ocak 2009 tarihli ve Nazim Hikmet'in vatandaşlığının iadesini öngören kararı, Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Nazım Hikmet'in Moskova'daki mezarının Türkiye'ye getirilmesi konusunda ise girişim yok.
Vatandaşlığa giden yol
Nazım Hikmet'e yeniden vatandaşlık verilmesini kararlaştıran AKP hükümeti, daha önce benzer bir talebi geri çevirmişti. 26 Nisan 2006 günü, TBMM İçişleri Komisyonu'nda Türk Vatandaşlığı Kanunu Tasarısı ele alınırken, CHP İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü, Nazım Hikmet'e yeniden Türk vatandaşlığı verilmesi önerisinde bulunmuştu. Tasarıya, "25 Temmuz 1951 tarihli ve 13401 sayılı Bakanlar Kurulu kararının yürürlükten kaldırılmasını" içeren bir fıkra eklenmesini teklif eden Ülkü'nün önerisine, AKP'liler "Bu konuyu hükümete bırakalım" diyerek karşı çıkmıştı. Dönemin İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun da, şahsın müracaatı halinde yeniden Türk vatandaşı olunabileceğini söylemesi, "Ölü insan nasıl başvursun?" itirazlarına neden olmuştu. Bülent Ecevit'in başbakanlığı döneminde de Nazım Hikmet'i vatandaşlığa geri almak için hazırlanan kararname, MHP içinde sıkıntı yaratmıştı. Dönemin Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli'nin imzaladığı bu konudaki kararname, MHP'li bakanların önüne iki defa gitti. İlkinde sadece Başbakan Ecevit ve Kültür Bakanı İstemihan Talay'ın imzaları vardı ve MHP'li bakanlar, kararnameyi geri gönderdi. İkincisinde ise imzalar arttı, fakat MHP'li bakanlar, yine "Hayır" diyerek kararnameyi imzalamadı. Nâzım Hikmet'i vatandaşlıktan çıkaran Adnan Menderes hükümeti bu kararı, şairin Resmi Sicil Kaydı'nda yer alan "Mehmet Nazım Ran" adı üzerinden değil de takma adı olan "Nazım Hikmet Ran" adıyla alınmıştı. Nazım Hikmet'e, Mernis sisteminde de "20753206252" numaralı vatandaşlık numarası verildiği belirlenmişti.

CHP'den seçim barajı teklifi


CHP, seçim barajının %7'ye düşürülmesini öngören teklifi TBMM Başkanlığı'na iletti.
CHP, seçim barajını yüzde 7’ye düşüren teklifi TBMM Başkanlığı’na sundu. Teklife göre, geçerli oyların yüzde 7’sinden fazla oy alarak parlamentoda temsil hakkı elde eden siyasi partilerin aldıkları geçerli oyların toplamı yüzde 70’den az ise, oy oranı yüzde yediye en yakın siyasi parti de milletvekili çıkarmaya hak kazanacak.
Teklifi TBMM Başkanlığı'na sunan Okay, teklifin ilk seçimlerde uygulanabilmesi için baraja ilişkin düzenlemenin Anayasanın 67. maddesinin son fıkrası uyarınca, 22 Temmuz 2010 tarihinden önce yasalaştırılması gerektiğine işaret ederek, “Aksi durumda ilk genel seçimlerde ülke barajı yine yüzde 10 olarak uygulanacaktır. Bugün parlamentodaki sandalye dağılımına göre iktidar partisi dışında hiçbir siyasi parti tek başına Anayasa değişikliği teklifi verememektedir. Türkiye’nin büyük bir olasılıkla erken seçime gideceği düşünüldüğünde, Anayasanın 67. maddesinin son fıkrası uyarınca seçim barajının yüzde 7'ye çekilebilmesi için Anayasaya geçici hüküm konulması gerekmektedir” dedi.
Teklifin gerekçesinde, 2002 yılı milletvekilliği genel seçimlerinde seçmen iradesinin, ancak yüzde 53,7’sinin parlamentoya yansıdığına işaret edilirken, "Seçmen iradesinin yarıya yakınının parlamentoya yansımaması, ancak çoğunluk sistemlerinde ortaya çıkabilecek bir sonuçtur. 2002 seçimleri örneği, yüzde 10 ülke barajı uygulamasının her zaman yönetimde istikrar ilkesi çerçevesinde sonuçlar doğurmadığını, aksine temsilde adalet ilkesini işlevsiz kılan sonuçlar doğurabileceğini ortaya koymuştur. Seçim barajının Türkiye’de parlamentonun meşruiyetini tartışmaya açacak sonuçlar doğurması engellenmelidir" denildi.